Featured Stories
TASAVVUF ve MİSTİSİZM ÂDEM’DEKİ TECELLİ ZÜBDE-İ KÂİNAT-KÂMİL İNSAN MA’RİFETULLAH İLİMDEN ASIL MAKSAT VESÎLE ve ŞEFAAT VESÎLE… VELÂYET ve İRŞAD MEVLÂNA VE ZİKİR BESMELE İLE BAŞLAMAK
 
TASAVVUF ve MİSTİSİZM

TASAVVUF ve MİSTİSİZM

Zamanımızda, bazı çevrelerce, tasavvufla mistisizm karıştırılmakta; tasavvufun mistisizmle aynı olduğu veya bunların birbirlerinden ilham aldığı intibaları yaygınlaşmaktadır. Meselenin mahiyetine nüfuz edilebilenler, ehl-i basiret bilir ki, tasavvufla mistisizm, istinat ettikleri doktrin, kâinat ve hayat görüşleri itibarıyla tamamen farklı menbalardan kaynaklandıkları gibi, mânâ, menşe ve mahiyet olarak da apayrı mefhumlardır. Tasavvufun çeşitli mistisizm tasniflerinden birine sokulması, vahim bir [...]

TASAVVUF ve MİSTİSİZM
ÂDEM’DEKİ TECELLİ

ÂDEM’DEKİ TECELLİ

İnsan, yaradılmışların ekmeli. İnsan, yaradılmışların eşrefi. Allah’ın yeryüzündeki halifesi. İnsan, nebî ve velî. İnsan, zübde-i kâinat. O, bütün bu üstün makam ve sıfatlara, eğer kâmil ise sahip oluyor; şayet değil ise zelil… Allah’ın (cc) yeryüzünde yarattığı insandan istediği de ‘ekmel’ ve ‘eşref’ olmasıdır. O, eşref-i mahlûk olduğu için; Hak, ilk insanı peygamber seçti, ekmel eyledi. İlk insan Âdem (as), ilk peygamber de [...]

ÂDEM’DEKİ TECELLİ
ZÜBDE-İ KÂİNAT-KÂMİL İNSAN

ZÜBDE-İ KÂİNAT-KÂMİL İNSAN

İyi bilinmesi gereken bir mevzu vardır ki, o da “kâmil insan” meselesidir. Esasen ‘insan’ denen âlem, büyüklüğünün derece ve nisbetini bilse, o yüceliği korumak için azamî gayret gösterir ve bu derece alçalmazdı. Allah (cc), ‘insan sırrı’nı anlayanlardan eylesin. Bilelim ki, “kâmil insan”, Abdulkerim Ciylî’nin dediği gibi: “Hem Hakk’ın, hem de halkın mukabilidir.” Kâmil insan, bütün âlemleri kendinde [...]

ZÜBDE-İ KÂİNAT-KÂMİL İNSAN
MA’RİFETULLAH

MA’RİFETULLAH

İlk emri “Oku. Yaratan Rabbının adıyla oku!” olan İslâm’ın ilme verdiği değeri ne beşerî dinler ve ne de beşerî sistemler verebilmiştir. Bu mevzu ile ilgili olarak Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyet ve Peygamber Efendimizin birçok hadisi vardır. İlmin, İslâm âlimlerine göre yirmiden fazla şubesi tesbit edilmiştir. Bir insanın, bütün bu sınıflarda en mükemmel bir şekilde malumat sahibi [...]

MA’RİFETULLAH
İLİMDEN ASIL MAKSAT

İLİMDEN ASIL MAKSAT

Kur’ân-ı Kerim’de Peygamberimize ilk hitap, “Oku, seni yaratan Rabbinin adıyla!..” şeklindedir. Bu ilâhî emir, insanların hayata geliş maksatlarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu maksat, insanın ilim ehli olması, buna bağlı olarak da kendini yaratan Rabbini tanımış olmasıdır. Kur’ân-ı Kerim’de ve Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde ilme ve âlime büyük rütbe ve mevki verildiği açıkça vurgulanmaktadır. Nitekim âyet-i kerimelerde [...]

İLİMDEN ASIL MAKSAT
VESÎLE ve ŞEFAAT

VESÎLE ve ŞEFAAT

Cenâb-ı Hakk’ın (cc) insanı yaratmasındaki gaye, kendini ona tanıtmaktır. İnsanın da gayesi; hem Allah’ın (cc) emri olduğu için, hem nimetlere şükür babından, hem de bizzat kendi kurtuluşuna giden tek yol olduğu için Allah’a (cc) kayıtsız şartsız kul olmaktır. İnsanlık tarihi boyunca gelmiş geçmiş yüzbinlerce peygamber, hesabı rakamlarla ifade edilemeyecek kadar çok sayıda velî ve mürşid, hep [...]

VESÎLE ve ŞEFAAT
VESÎLE…

VESÎLE…

İslâm akaidine göre mümkünün vücut bulmasında yaratıcı, yalnız Cenâb-ı Vâcibu’l-Vücud’dur. Fâil-i hakikî, mutlak olup, ‘tek’tir. O bakımdan Allah’tan (cc) başka fâil aramak küfürdür. Bu temel hükümden sonra bir temel kaide de şudur: Mümkünün vücud bulmasında fâil-i hakikî olan Cenâb-ı Hak, zâtını gizlemek kastı ile sebepler silsilesini araya koymuştur. Bu yüzden de ‘esbaba tevessül’ şart olmuştur. Üçüncü bir [...]

VESÎLE…
VELÂYET ve İRŞAD

VELÂYET ve İRŞAD

İnsanla yaratıcısı arasındaki ilk münasebet, Bezm-i Elest’le (Ezelî Misak) birlikte başlamış ve tekrar buluşmak ahdi ile çıkılan esrarengiz yolculuğun çıkış noktası da yine Bezm-i Elest olmuştur. Dünya ve mülk âlemi, bu esrarengiz yolculuktan umulan gayenin gerçekleşmesi için gerekenler icra edilmek üzere hazırlanmış bir sahnedir, bir imtihan salonudur. Kur’ân-ı Kerim’de topraktan yaratıldığı bildirilen insana, bu maddî-cismanî yönüyle [...]

VELÂYET ve İRŞAD
MEVLÂNA VE ZİKİR

MEVLÂNA VE ZİKİR

Kalbin süpürgesi hükmünde olan tevbe gerçeği aynı zamanda zikrullahın kapısını aralamaktadır. Aralanan bu kapı bizi “Mevlânâ ve Zikir” gerçeği ile buluşturmaktadır. Mevlânâ’yı anlama ve İslâm gerçeği ile nasıl bütünleştiğini tanıma bakımından bir temel unsurdur bu. Kısaca Mevlânâ denince zikir ve sema hatıra gelir. O halde zikrin İslâm’daki yeri aynı zamanda Mevlânâ’nın zikir yoluyla İslâm’la nasıl [...]

MEVLÂNA VE ZİKİR
BESMELE İLE BAŞLAMAK

BESMELE İLE BAŞLAMAK

Her iş ve her hususta, başlarken Allah’a sığınmak, mü’minin güzel vazifelerindendir. Bu durum ‘Füyuzât-ı İlâhiye’yi kesbe de vesiledir. Allah’ın tecelli ve füyuzâtına mani olan herşeyden Allah’a sığınmak da ‘İstiâze’dir. İş ve söze Besmele ile başlamak, ‘Marifetullah’a da vesiledir. Şeytan, fitne ve fesadını icra ederek mü’minin kalbini istilâya çalışır. Bu, onun tabiî ve aslî vazifesidir. Bu sebeple istiâzeyi [...]

BESMELE İLE BAŞLAMAK
TASAVVUF ve MİSTİSİZM

TASAVVUF ve MİSTİSİZM

28 February 2010

Zamanımızda, bazı çevrelerce, tasavvufla mistisizm karıştırılmakta; tasavvufun mistisizmle aynı olduğu veya bunların birbirlerinden ilham aldığı intibaları yaygınlaşmaktadır. Meselenin mahiyetine nüfuz edilebilenler, ehl-i basiret bilir ki, tasavvufla mistisizm, istinat ettikleri doktrin, kâinat ve hayat görüşleri itibarıyla tamamen farklı menbalardan kaynaklandıkları gibi, mânâ, menşe ve mahiyet olarak da apayrı mefhumlardır. Tasavvufun çeşitli mistisizm tasniflerinden birine sokulması, vahim bir [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

ÂDEM’DEKİ TECELLİ

ÂDEM’DEKİ TECELLİ

28 February 2010

İnsan, yaradılmışların ekmeli. İnsan, yaradılmışların eşrefi. Allah’ın yeryüzündeki halifesi. İnsan, nebî ve velî. İnsan, zübde-i kâinat. O, bütün bu üstün makam ve sıfatlara, eğer kâmil ise sahip oluyor; şayet değil ise zelil… Allah’ın (cc) yeryüzünde yarattığı insandan istediği de ‘ekmel’ ve ‘eşref’ olmasıdır. O, eşref-i mahlûk olduğu için; Hak, ilk insanı peygamber seçti, ekmel eyledi. İlk insan Âdem (as), ilk peygamber de [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

ZÜBDE-İ KÂİNAT-KÂMİL İNSAN

ZÜBDE-İ KÂİNAT-KÂMİL İNSAN

28 February 2010

İyi bilinmesi gereken bir mevzu vardır ki, o da “kâmil insan” meselesidir. Esasen ‘insan’ denen âlem, büyüklüğünün derece ve nisbetini bilse, o yüceliği korumak için azamî gayret gösterir ve bu derece alçalmazdı. Allah (cc), ‘insan sırrı’nı anlayanlardan eylesin. Bilelim ki, “kâmil insan”, Abdulkerim Ciylî’nin dediği gibi: “Hem Hakk’ın, hem de halkın mukabilidir.” Kâmil insan, bütün âlemleri kendinde [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

MA’RİFETULLAH

MA’RİFETULLAH

28 February 2010

İlk emri “Oku. Yaratan Rabbının adıyla oku!” olan İslâm’ın ilme verdiği değeri ne beşerî dinler ve ne de beşerî sistemler verebilmiştir. Bu mevzu ile ilgili olarak Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyet ve Peygamber Efendimizin birçok hadisi vardır. İlmin, İslâm âlimlerine göre yirmiden fazla şubesi tesbit edilmiştir. Bir insanın, bütün bu sınıflarda en mükemmel bir şekilde malumat sahibi [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

İLİMDEN ASIL MAKSAT

İLİMDEN ASIL MAKSAT

28 February 2010

Kur’ân-ı Kerim’de Peygamberimize ilk hitap, “Oku, seni yaratan Rabbinin adıyla!..” şeklindedir. Bu ilâhî emir, insanların hayata geliş maksatlarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu maksat, insanın ilim ehli olması, buna bağlı olarak da kendini yaratan Rabbini tanımış olmasıdır. Kur’ân-ı Kerim’de ve Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde ilme ve âlime büyük rütbe ve mevki verildiği açıkça vurgulanmaktadır. Nitekim âyet-i kerimelerde [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

VESÎLE ve ŞEFAAT

VESÎLE ve ŞEFAAT

28 February 2010

Cenâb-ı Hakk’ın (cc) insanı yaratmasındaki gaye, kendini ona tanıtmaktır. İnsanın da gayesi; hem Allah’ın (cc) emri olduğu için, hem nimetlere şükür babından, hem de bizzat kendi kurtuluşuna giden tek yol olduğu için Allah’a (cc) kayıtsız şartsız kul olmaktır. İnsanlık tarihi boyunca gelmiş geçmiş yüzbinlerce peygamber, hesabı rakamlarla ifade edilemeyecek kadar çok sayıda velî ve mürşid, hep [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

VESÎLE…

VESÎLE…

28 February 2010

İslâm akaidine göre mümkünün vücut bulmasında yaratıcı, yalnız Cenâb-ı Vâcibu’l-Vücud’dur. Fâil-i hakikî, mutlak olup, ‘tek’tir. O bakımdan Allah’tan (cc) başka fâil aramak küfürdür. Bu temel hükümden sonra bir temel kaide de şudur: Mümkünün vücud bulmasında fâil-i hakikî olan Cenâb-ı Hak, zâtını gizlemek kastı ile sebepler silsilesini araya koymuştur. Bu yüzden de ‘esbaba tevessül’ şart olmuştur. Üçüncü bir [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

VELÂYET ve İRŞAD

VELÂYET ve İRŞAD

28 February 2010

İnsanla yaratıcısı arasındaki ilk münasebet, Bezm-i Elest’le (Ezelî Misak) birlikte başlamış ve tekrar buluşmak ahdi ile çıkılan esrarengiz yolculuğun çıkış noktası da yine Bezm-i Elest olmuştur. Dünya ve mülk âlemi, bu esrarengiz yolculuktan umulan gayenin gerçekleşmesi için gerekenler icra edilmek üzere hazırlanmış bir sahnedir, bir imtihan salonudur. Kur’ân-ı Kerim’de topraktan yaratıldığı bildirilen insana, bu maddî-cismanî yönüyle [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

MEVLÂNA VE ZİKİR

MEVLÂNA VE ZİKİR

28 February 2010

Kalbin süpürgesi hükmünde olan tevbe gerçeği aynı zamanda zikrullahın kapısını aralamaktadır. Aralanan bu kapı bizi “Mevlânâ ve Zikir” gerçeği ile buluşturmaktadır. Mevlânâ’yı anlama ve İslâm gerçeği ile nasıl bütünleştiğini tanıma bakımından bir temel unsurdur bu. Kısaca Mevlânâ denince zikir ve sema hatıra gelir. O halde zikrin İslâm’daki yeri aynı zamanda Mevlânâ’nın zikir yoluyla İslâm’la nasıl [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

BESMELE İLE BAŞLAMAK

BESMELE İLE BAŞLAMAK

28 February 2010

Her iş ve her hususta, başlarken Allah’a sığınmak, mü’minin güzel vazifelerindendir. Bu durum ‘Füyuzât-ı İlâhiye’yi kesbe de vesiledir. Allah’ın tecelli ve füyuzâtına mani olan herşeyden Allah’a sığınmak da ‘İstiâze’dir. İş ve söze Besmele ile başlamak, ‘Marifetullah’a da vesiledir. Şeytan, fitne ve fesadını icra ederek mü’minin kalbini istilâya çalışır. Bu, onun tabiî ve aslî vazifesidir. Bu sebeple istiâzeyi [...]

Read the full story

Posted in Eserlerinden, Makalat0 Comments

Fotoğraf Galerisi

    Lade Dir den Flash Player um die Diashow zu sehen.